5 Kasım 2009 Perşembe

içimdeki kekoyla nostaljik konversasyonlar

...işte böyle, ruhumdaki kekomsu nostalji pınarlarının kabarıp sel taşkınları yaratmaya meyilli olduğu bir zamandan geçiyorum. tuhaf olansa acayip saçma şeyleri hatırlamaya başlamam, bunların garip çeyn reaksiyonlar oluşturması, misal, nedendir bilinmez ajda pekkan'ın eskilerini yuğtuptan dinlerken aklıma ...'teki bir yüncü dükkanı geliyor, sonra bilmemkaçıncı evimizin fiskos köşesinin üzerindeki menekşenin mor taç yaprağı... hatta bak şimdi sanki o yıllarda yağlı mustafa diye çiçeksiz bir bitki vardı... bilincimin pis akışı, evet, bu hatırlamak istemediğim "kaşağı" tarzı bir anıma götürdü beni. menekşeli odanın bir köşesinde pikabımız vardı, pikabın iğnesi kırılmıştı, ben kırmıştım yanlışlıkla, meraklı çocukluk halleri, kurcalamalar derken... sonra da kabul etmemiştim ve eşşekler gibi ağlamıştım ben kırmadım diye. yaş taş çatlasa 7. neden kaşağı, çünkü bir de kuzenime pislik atmıştım, kardeşim bayağı küçüktü, köpeğimiz kedimiz falan da yoktu yoksa onlara da atabilirdim pislik. salağın tekiydim aslında, böyle eşitlik, hepimiz kardeşiz gibi şeylere inanırdım-hala da biraz kalmıştır o kekolanmalar bünyemde, tam atamadım üstümden. so, şapşal bir çocuktum, bu herhalde ender yaptığım puştluklardan biridir. başka yaptığım puştlukları başka başka postlarda anlatırım. ama hafızam gidip geldiği için şuraya not düşeyim bari: kardeşimi kapıya sıkıştırmştım, bir de döverdim ara sıra ama o da çok yaramazdı-evet içimde gizli bir faşist var. lisede istemeden yaptığım bir puştluk geldi aklıma şimdi de. neyse şu nostaljik-ya da non-nostaljik-pınarlardan bazılarına set kurup güzel bir birikinti oluşturayım istiyorum ama çok çatallanıyor, bir sürü kola ayrılıyor düşünce pınarlarım. şimdi bir vtrmiz var:



sanki herşeyin kötü bir kopyasını mı yaşadık, herşey yalan mıydı, çakma mıydı herşey isimli hislere kapılmanın serbest olduğu bir videyo gelsin şimdi:



yooğk canım pomo durumlar bunlar, neyin çakma neyin çakmama olduğunu sorgulayabilemiz için önce spatkapitalismustan bahsedelim ordan da habermas'a lyotard'a falan gideriz derseniz o sizin bileceğiniz iş ben karışmıyorum. herşeyi birbirine bağlamayın bence hiç iyi olmuyor, bu da naçizane tavsiyemdir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder